Ürolojik Kanserler

Ürolojik Kanserler


Prostat Kanseri

Prostat kanseri, batılı ülkelerde erkeklerde en sık izlenen kanser türü olup, tüm kanser vakalarının yaklaşık dörtte birlik kısmını oluşturmaktadır. Ülkemizde de erkeklerde akciğer kanseri ile birlikte en sık izlenen kanser türlerinden birini oluşturmaktadır. Buna rağmen ölüme sebebiyet açısından daha alt sıralara inmektedir. Bu durum prostat kanserinin çok görülen bir kanser olmasına karşın, özellikle erken safhada teşhis edildiğinde ve doğru bir tedavi şeması uygulandığında iyileşme şansının çok yüksek bir hastalık olmasıyla ilişkilidir.

Prostat Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Prostat kanserinin tipik erken belirtileri yoktur ve kendini ancak ilerlemiş dönemde ortaya çıkan şikayetlerle belli etmektedir. Bu aşamada ise kişinin bu hastalıktan kurtulma olanağı mümkün olmayabilmektedir. Bu nedenle hastalığın henüz prostat içinde sınırlı iken, yani hiçbir klinik bulgu vermediği erken dönemde tespit edilmesi oldukça önemlidir. Hiçbir şikayeti olmasa bile erkeklerin 50 yaşından sonra yılda bir kez prostat muayenesi için üroloji uzmanına başvurmasını sağlamak ancak bu hastalığa farkındalık oluşturmakla mümkün olacaktır.Prostat kanseri erken dönemde genellikle hiç bir belirti vermez. Prostat kanserinin neden olabileceği belirtiler sıralanacak olursa;

  • Sertleşme bozukluğu
  • Kasık bölgesinde rahatsızlık hissi
  • Boşalma esnasında ağrı
  • Menide ya da idrarda kan görülmesi
  • İdrar akışında kuvvet azalması
  • Kemik ağrıları
  • İdrar yapma güçlüğü

Prostat Kanseri Sebebleri

Prostat kanserinin nedenleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak bazı nedenlerin kanser ile bağlantılı olduğu ortaya konmuştur.

Yaş: Kanser, 40 yaş altında nadir görülür. Kanser tanısı almış %67 si 65 yaş üzerindeki erkeklerdir. 60 yaşından küçük erkeklerde prostat kanseri ortaya çıktığında daha kötü seyirli olabilir.

Irk: Hastalık Afro-Amerikalı  erkeklerde, diğer ırkların erkeklerine kıyasla daha fazladır. Afro-Amerikalı erkeklerde, hastalık tanı konulduğunda daha ilerlemiş olur ve bu hastalık sebebiyle ölme ihtimali daha fazladır. Asyalılarda ve Latin erkeklerde, daha az sıklıkta görülür. Bu ırksal ve etnik farklılıkların sebepleri net değildir.

Coğrafya: Prostat kanseri, Kuzey Amerika, ve Kuzeybatı Avrupa’da daha sık görülür. Asya, Afrika, Orta ve Güney Amerika’da görülme sıklığı daha azdır. Bunun sebebi net değildir.

Aile hikayesi: Hastalığın bazı ailelerde devamlı olarak görüldüğü belirlenmiştir. Kanser tanısı konulan yakın aile bireylerine sahip erkeklerin (özellikle yakınları bu hastalığa <55 yaşta yakalanmışsa), kendilerinin de kansere yakalanma ihtimalleri yüksektir.

Ailede bir bireyde kanser varsa, diğer bireylerde de kanserin olma riski 2 kat artar; eğer iki veya daha fazla bireyde kanser varsa, bu risk daha çoktur.

Genetik özellikler: Ailesinde prostat kanseri olmayan prostat kanserli erkekler %20’sinde bazı gen bozukluklarının varlığı saptanmıştır. Özellikle meme kanseriyle ilişkisi gösterilmiş BRCA-2 geni bozukluğunun prostat kanseri ile de ilişkisi gösterildi.

Beslenme: Beslenme ile varlığı çok net olmamakla beraber  proteinden zengin beslenen erkeklerde prostat kanseri daha sık görülür.

Fito-östrojenlerden zengin beslenen (soya fasulyesi, soya sütü, keten tohumu, tam buğday tanesi, ıspanak, lahana, çilek, elma, kuru üzüm) erkeklerde prostat kanseri daha az görülür.

Aşırı alkol alan kişilerde prostat kanseri ve prostat kanserine bağlı ölüm daha sık görülür. İlginç olan hiç alkol kullanmayan kişilerde de prostat kanseri daha sık görülür. D vitamini düşük olan erkeklerde prostat kanseri daha sık görülür.

Kellik: Erkek tipi alopesi olan erkeklerde  prostat kanserinden ölme riskleri daha yüksektir.

N.Gonore enfeksiyonu (Bel Soğukluğu): Bu enfeksiyonu geçiren erkeklerin prostat kanseri olma ihtimali daha yüksek olduğu gösterilmiştir.

Sigara içenler: Bu erkeklerin prostat kanserinden ölme riskleri daha yüksektir.

Sanayi ve Toksik Maruziyet: Kadmiyum ile maruziyet içeren sanayi kollarında (elektrik, seramik, pil ve akü sanayi gibi) çalışan erkeklerde prostat kanseri daha sık gözlenir.

Cinsel ilişki Sıklığı: Haftada 4 kez boşalan erkeklere göre, haftada 2 veya daha az boşalan erkeklerde prostat kanseri %25 oranında daha sık görülür.

 

 

 

Prostat Kanseri Nasıl Belirlenir?

Prostattan salgılanan ve kana belli oranda geçen PSA dediğimiz bir proteinin kandaki düzeyinin ölçülmesi ve prostatın makattan parmakla muayenesi tanıda ilk basamağı oluşturan yöntemlerdir. PSA düzeyinin yüksek olması mutlak kanser olduğu anlamına gelmezken, düşük olması ise kanser olmadığı anlamına gelmemektedir. Ancak bu iki muayene metodunda prostat kanseri şüphesi uyandıracak bulgular tespit edilirse kesin tanı konulması amacıyla prostat biyopsisi ile doku örneklemesi yapılması gerekmektedir.

Prostat Biyopsisi Nasıl Yapılır?

Klasik prostat biyopsisi ultrason eşliğinde makattan girilerek yapılmakta olup, prostatın 12 noktasına körlemesine atış yapılarak doku örnekleri alınmaktadır. Ancak bu yöntemle prostat kanseri olgularının sadece %70-75’e tanı konulabilmekte, kanser olgularının önemli bir kısmı atlanmaktadır. Biyopsi sonrası kanser tanısı konulmayan ancak kanser şüphesi devam eden olgulara tekrarlayan biyopsiler yapılması önerilmekte bu da hastalarda ciddi enfeksiyon, kanama ve ağrı riski oluşturmaktadır.

Son yıllarda geliştirilen MR Füzyon Biopsisi, prostatta kanser şüphesi taşıyan odakları saptayarak, bu hedeflere yönelik nokta atış yapılmasını sağlayan hassasiyeti yüksek “akıllı biyopsi” yöntemidir. Bu yöntem prostat kanseri tanısında oldukça yüksek doğruluk oranına (%98) sahip olup, standart biyopsilerde olduğu gibi kanser olguları atlanmamakta ve tekrarlayan biyopsilere gerek kalmamaktadır.

 

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Prostat kanserinde tedavi seçimi, tümörün patolojik özelliklerinin (evre, derece vb) yanı sıra hastanın yaşı ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak yapılmaktadır.

Radikal Prostatektomi, Radyoterapi, Fokal Tedaviler (HIFU), Hormon Tedavisi, Kemoterapi veya Aktif İzlem gibi tedavi seçenekleri mevcut olup, yukarıda belirtilen kriterler göz önüne alınarak, hasta, ailesi ve doktor tarafından birlikte verilmiş bir karar en doğru yaklaşım olacaktır.

Cerrahi Tedavi (Radikal Prostatektomi)

Radikal prostatektomi ameliyatı, prostatın tümüyle çıkarılması işlemi olup, yayılım yapmamış hastalıkta tedavi yöntemleri arasında en etkin olanıdır. Radikal prostatektomi operasyonu geçiren hastaların 10 yıllık sağkalım oranları %90’ın üzerindedir. Bu nedenle radikal prostatektomi tüm tedavi yöntemleri arasında en çok tercih edilendir.

Prostat dokusunun yerleşim yeri cinsel işlevleri sağlayan sinirlere ve idrar tutmayı sağlayan yapılara çok yakındır. Bu ameliyat sırasında idrar tutmayı sağlayan yapılara zarar verilmemesi ve cinsel işlevleri sağlayan sinirlerin korunması önem arz etmektedir. Bu sebeble Robotik Cerrahi ön plana çıkmaktadır.

HIFU (High Intensity Focused Ultrasound)

Yüksek yoğunlukta odaklanmış ses dalgaları ile kanser hücrelerinin yok edilmesi işlemidir.

Prostat kanseri vakalarında son yıllarda ameliyatsız bir tedavi şekli olarak öne çıkan HIFU yöntemi büyük avantajlar sağlamaktadır. Çevre dokulara zarar verilmeden prostatın sadece hastalıklı bölgesinin tedavi edilebilmesi sayesinde klasik cerrahinin olası yan etkileri arasında sayılan idrar kaçırma veya cinsel fonksiyon bozukluğu gibi riskler de ortadan kaldırılmış olmaktadır.

Hormon Tedavisi 

Prostat Kanseri hormon bağımlı bir tümor olduğundan Androjen hormonunun bloklanması yada salgılanmasının azaltılması amacıyla yapılır.

Kemoterapi

Kemoteröpatik ilaç kullanımı bu kanser türünde son dönemlerde hormon dirençli vakalarda kullanılabilmektedir.

Aktif İzlem

MESANEKANSERI.jpg

Mesane Tümörü

Mesane kanseri, dünyada en yaygın görülen kanser türlerindendir. Erkeklerde daha sık görülür. Bu kanser her yaşta görülebilir ancak sıklıkla yaşlı-yetişkin insanları etkiler.

 

Mesane kanseri, üriner sistem organlarından olan mesanenin çeper dokusunda oluşan kötü huylu tümörler sebebiyle oluşur. Çoğu mesanenin iç yüzeyindeki transizyonel hücrelerden gelişen karsinomlardır.. Üriner  sistemin tüm yüzeyini kaplayan transisyonel epitelin bulunduğu her organda gelişmesine rağmen en sık mesanede görülülür.

Hastalık olguların %75’de erken evrede tespit edilmektedir. Ancak tedavi sonrası tekrarlama riski bulunan bu hastalığın, evre atlamaması için erken tespit edilse bile sıkı takip altında tutulması önemlidir

 

Mesane Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Mesane tümöründe en sık görülen belirtiler şunlardır:

 

  • İdrarda ağrısız kanama
  • Sıkışma hissi
  • Sık sık tuvalate gitme hissi gelmesi
  • Mesanenin tam boşaltılamaması hissi
  • İdrar yaparken ağrı hissedilmesi

 

Mesane Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir?

  • Sigara İçmek bu kanserin gelişimindeki en önemli faktördür. 
  • Erkek Cinsiyet
  • Artan Yaş
  • Ailesel Etkiler
  • Kimyasala Maruziyeti Arsenik ve boya, kauçuk, deri,tekstil kimyasalları
  • Bazı Kanser İlaçları: siklofosfamid gibi
  • Kronik Mesane İltihabı
  • Bazı Parazitler
  • Kronik İrritasyon

Mesane Kanseri Tanısı

Mesane kanseri tanısı koymak için kullanılan bazı testler ve prosedürler vardır.

 

Sistoskopi:  sistoskop sayesinde üretra ve mesane içine girilir

 

Biyopsi: sistoskopi sırasında biyopsi incelemesi için özel bir alet kullanır. Bu prosedür bazen mesane tümörünün transüretral rezeksiyonu (TURM) olarak adlandırılır. TURM ayrıca mesane kanserini tedavi etmek için de kullanılabilir.

 

İdrar Sitolojisi: İdrar örneği, idrar sitolojisi adı verilen bir prosedürle alınır. Alınan örnek mikroskop altında analiz edilir.

 

Görüntüleme Yöntemleri: Gerek ilk tanı koyma aşamasında gerekse mesane kanseri tanısı konulduktan sonra evreleme amacıyla radyolojik görüntüleme yöntemlerine (CT, IVP, MRI, PET/CT vb) ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Retrograd Piyelogram: Üst idrar yollarına ayrıntılı olarak bakmak için kullanılan bir X-ışını muayenesidir. Üretra ve mesaneye ince bir tüp (kateter) geçirerek üreterlere boya enjekte edilir. Boya daha sonra röntgene aktarılır ve X-ışını görüntüleri yakalanır.

 

Mesane Kanseri Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Oldukça yaygın görülen bu kanser türünün tedavi seçenekleri de bulunmaktadır. Hasta özelinde incelenen bu tedavi yöntemleri uzman ürolog eşliğinde seçilmelidir.

Transüretral Rezeksiyon Cerrahi operasyon ile kanserli hücrelerin alınması yada temizlenmesidir.

İntravezikal Kemoterapi yada İmmünoterapi Hastanın sadece mesanesine ilaç uygulanması yöntemidir. Genellikle tekrarlama veya ileri evreye ilerleme riski olan kanserlerde tercih edilir.

Yapay Mesane: Hastalıklı mesanenin alınarak vücuttaki idrarın dışarı atılması için barsaklardan yapay bir mesanenin yapılmasıdır.

Sistemik Kemoterapi: Hastanın tüm vücudu için kemoterapi uygulanması yöntemidir.

Radyasyon Tedavisi: Ameliyatın bir seçenek olmadığı durumlarda tercih edilir.

 

Tedavi

Mesane kanseri tedavisi planlanırken tümörün tipi, patolojik evresi ve derecesi ile hastanın yaşı ve mevcut sağlık durumu göz önünde tutularak karar verilmelidir.

Sadece mesane epiteline yerleşmiş ve kas tabakasının tutulmadığı (Evre1) hastalarda tümörlü dokunun kapalı olarak çıkarıldığı TURM  çoğu zaman yeterli olmaktadır. Bu hastalarda ek olarak mesane içerisine vücudun bağışıklık yanıtını arttırarak tümör dokusunda tahribata yol açan BCG veya kemoterapi ilaçları verilebilmektedir. Bu ilaçlar tümörün tekrarlama riskini azaltmaktadır. Yine de hastaların tümörün tekrarlama olasılığına karşı periyodik olarak sistoskopi ve görüntüleme yöntemleri ile takip edilmesi gerekmektedir.

Mesanenin kas tabakasını tutmuş olan tümörlerinin tedavisinde (Evre 2) altın standart yaklaşım mesanenin tamamının çıkarıldığı Radikal Sistektomi ameliyatıdır. Radikal Sistektomi ameliyatı sırasında mesane çıkarıldıktan sonra yeni yapay mesane veya idrar yollarının karına ağızlaştırılması işlemi ileal kondüit yapılabilir. Radikal Sistektomi ameliyatı klasik olarak açık, Robotik veya Laparoskopik yapılabilir. Mesanenin dış tabakasının (seroza) tümör tarafından tutulduğu (Evre 3) veya başka organlarda kanserin yayılımının saptandığı durumlarda (Evre 4) ise  Sistemik Kemoterapi yada Radyoterapi uygulanır.

BOBREKKANSERI.jpg

BÖBREK TÜMÖRÜ

Böbrek kanseri, böbrekteki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla birlikte böbrekte anormal şekilde kitle oluşmasıyla meydana gelen hastalıktır. Genellikle 40 yaş ve üzerinde görülür. Ancak son yıllarda görülme yaşı daha genç yaşlara inmiştir.

Böbrek Kanseri Nedenleri Nelerdir?

  • Sigara (2 kat yüksek risk)

  • Erkeklerde daha sık

  • Kilolu olma

  • Son dönem böbrek yetmezliği olup rutin diyalize giren hastalarda risk 4 kat daha fazladır

  • Ailede tümör hikayesi olması en sık nedenler arasında sayılabilir.

Bu risk faktörlerine sahip olmanız kansere kesinlikle yakalanacağınız anlamına gelmemekle beraber bu risk faktörlerinin hiçbirisine sahip olmadan da bu hastalığa yakalanabilirsiniz.

 

Böbrek Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Böbrek kanseri genellikle erken dönemlerde hiçbir bulgu vermez.

En sık gözlenen bulgular;

  •  İdrarda kan görülmesi (idrarda kanama)

  • İştahsızlık, halsizlik. Kansızlık

  • Karın alt ve yan bölgesinde şişlik ve/veya şişkinlik

  • Geçmeyen bel ve böğür ağrıları.

  • Sebebi bilinmeyen kilo kaybı

  • Sebebi belli olmayan haftalar boyu süren ateş

Birtakım belirtiler meydana geldiğinde çoğu hastada böbrek kanserinin ileri safhalara taşındığını gözlemleriz.

Böbrek Kanserinin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Böbrek kanserleri radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi tedavi seçeneklerine dirençli kanserlerdir. Bu yüzden en iyi tedavi; kanser diğer organlara yayılmadan tanısını erken koyup, cerrahi olarak kanserli dokuyu almaktır. Cerrahi seçenekler ve tedavi planı hastanın kanserinin evresi belirlendikten sonra verilir.

  • İleri kanser vakalarında radikal nefrektomi yapılır. Bu tedavide böbreğin tamamı çıkarıldığı için hasta tek böbrekle hayatına devam eder.

  • Uygun olan ve seçilmiş vakalarda böbrek koruyucu tedavi adı da verilen parsiyel (kısmi) nefrektomi yapılabilir. Bu yöntemde böbreğin sadece kanserli bölümü çıkarıldığı için  hastanın sağlıklı böbrek dokusu korunmuş olur.

  

Güncel tedavi yaklaşımda böbreğin hayati fonksiyonlarının çok daha iyi anlaşılması nedeni ile genellikle böbrekte ki tümör küçük ve yerleşimi uygunsa  total radikal nefrektomi seçeneğinden uzaklaşılarak, sadece kanserli böbrek dokusunun çıkarılması parsiyel nefrektomi önerilmektedir.

TESTİS KANSERİ

Testis, erkeklerde skrotum kesesi içinde bulunan yumurtalardır. Testislerin iki önemli fonksiyonu vardır; erkeklik hormonu salgılamak ve sperm üretimini sağlamak.

Testis kanseri, testislerde bulunan hücreler kontrolsüz bir şekilde çoğalır ve vücudun başka kısımlarına sıçrama eğilimi göstermesi ile oluşur. Kontrolsüz çoğalan bu testis hücrelerinin acilen vücut dışına çıkarılması gerekir.

Nadir görülen bir kanser türü olan testis kanseri, her yıl ortalama olarak 100.000 erkekten sadece 3'ünde görülür. Görülme sıklığı düşük olsa da testis tümörü 20-34 yaşlardaki erkek bireylerde en sık görülen kanserdir.

 

Semptomlar

Testis kanserinin en sık rastlanan bulgusu testiste ağrısız/ağrılı(nadiren) ele gelen kitledir. Ele gelen kitle dışında ileri evre hastalıkta uzak organ yayılımına bağlı sırt ağrısı, kemik ağrısı, öksürük, bilinç değişikliği gibi şikayetlere, bazen hormon salınımına bağlı memelerde büyüme gibi şikayetlere yol açabilir. Bu kanser türünün erken teşhisi önemlidir. Kendi kendine muayene testis kanserinin erken teşhisi için son derece önemlidir.

 

Risk Faktörleri Nedir?

İnmemiş testis hastalarında ameliyatla düzeltilmiş bile olsa testis kanseri görülme ihtimali artmaktadır. Geçirilmiş testis kanseri öyküsü, ailede testis kanseri varlığı, genetik bozukluklar (kleinefelter sendromu, down sendromu, vb), esrar kullanımı ve beyaz ırk testis kanseri gelişimi için risk oluşturmaktadır.

Tanısı Nasıl Konulur?

Testiste ele gelen bir kitle fark edildiğinde aksi ispat edilene kadar kötü huylu olarak kabul edilir. Tanı koymak için ilk ve en sık kullanılan görüntüleme yöntemi skrotal ultrasondur. Ultrason ile testiste kitle saptanması halinde bazı tümör belirteçlerinin (βHCG AFP LDH) kan seviyelerini mutlaka kontrol etmek gerekir. Bu tümör belirteçleri hastalığın evrelendirilmesinde ve sonrasında seyrinin takibinde önem arz etmektedir. İleri evre hastalıktan şüphe edilen olgularda bilgisayarlı tomografi, kemik sintigrafisi ve PET/CT gibi tetkikler gerekebilir.

Tedavisi Nasıl Yapılır?

Testis tümörü tanısı konulduğunda vakit kaybetmeden cerrahi müdahale yapılması gerekir. İnguinal orşiektomi adı verilen bu operasyonda, kasık bölgesinden bir kesi ile testis çıkarılır. Çıkan patoloji sonucuna göre ileri tedavi ve takip protokolleri belirlenir. Bazı hastalarda ikinci bir operasyonla lenf nodu çıkarılması ameliyatı, Radyoterapi veya Kemoterapi gibi tedaviler gerekebilir. Testis kanserinde dünya genelinde %90'ların üzerinde başarılı tedaviler uygulanmaktadır. Bu sebepledir ki testis kanserinde yaşam süresi diğer kanserlere kıyasla oldukça yüz güldürücüdür. Tanı konmuş vakaların %5’inden daha azında hayat kaybı yaşanmaktadır. ABD’deki 2017 verilerine göre; Evre 1’deki testis kanserli hastaların 5 yıllık yaşam beklentisi %99; Evre 2’deki hastaların %96; Evre 3'tekilerin ise %73 olarak hesaplanmaktadır.